• Mustafa Kemal Mah. İbrahim Karaoğlanoğlu Cd. No 188A Doğan Petrol Kavşağı, Üst Geçit Yanı / İskenderun, Hatay
  • info@cagcilyetim.com
Dörtlü Tarama Testi Nedir?

Dörtlü Tarama Testi Nedir?

Sağlıklı ve sorunsuz bir gebelik geçirebilmek ve sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilmek için gebelik süresi boyunca bir dizi kontrolün yapılması gerekir. Esasında bu tarama testleri gebelik öncesinde başlar. Hamile kalmayı düşünen anne adaylarının kadın doğum uzmanına başvurmaları ve gebelik öncesi kontrollerini yaptırmaları, gebelik süresinde ortaya çıkması muhtemel sağlık sorunlarının önceden tespit edilmesine olanak tanır. Gebelik dönemi tarama testlerin bazıları her anne adayı için zorunluluk arz eder. Bazıları ise kadın doğum uzmanının gerekli görmesi halinde yapılır. Gebelik döneminde yapılan tarama testleri sayesinde hem annenin hem de bebeğin sağlık durumuna dair çeşitli sonuçlara ulaşılır. Gebeler için uygulanan farklı tarama testleri bulunur. Dörtlü tarama testi de bu testler arasında yer alır.

Dörtlü Test Nedir?

Ebeveynlerde bulunan genetik bozukluklar, gebelik ile birlikte yeni doğacak bebeğe geçebilir. Bu bozuklukların önceden tespit edilmesi, bir dizi tedbirin alınması ya da hazırlıklı olunması adına büyük önem taşır. Genetik bozuklukların tespit edilmesi için çeşitli tarama testleri uygulanır. Bu testlerden biri olan dörtlü tarama testi gebelik sürecinde anneden alınan örneklerin down sendromu, nöral tüp defekti, trizomi 18 ve spina bfida açısından incelenmesi için yapılan bir tarama testidir. Kan numunesi üzerinden yapılan bu taramada beta-hCG, alfa-feto protein (AFP), estriol (E3) ve inhibin-A değerlerine bakılır.Dörtlü tarama testinin her anne adayının yaptırması gerekmez. Ancak dörtlü tarama testinin kesin bir tanı testi olmadığının da unutulmaması gerekir. Bu test ile daha çok olasılıklar ortaya konulur. Kesin tanı koyabilmek için amniyosentez yöntemi daha fazla kabul görür.  Aşağıdaki durumlardan birinin varlığında, kadın doğum uzmanının da uygun görmesi durumunda bu test uygulanabilir:

  • Doğum Kusurları Geçmişi: Genetik bozukluklar çoğu zaman genler ile bebeklere aktarılır. Daha önceki doğumlarında herhangi bir doğum kusuruna sahip bebek dünyaya getirmiş olan annelerin bu testi yaptırması önerilir.
  • Yaş: Gebelik yaşının artması ile birlikte kusurlu doğum oranlarında da gözle görülür bir artışa rastlanır. Bu yüzden de ileri yaş gebeliklerde, yani 35 yaş ve üzeri gebeliklerde de dörtlü tarama testi uygulanmasına gereksinim duyulabilir.
  • Bilinçsiz İlaç Kullanımı: Gebelik döneminde kullanılan ilaçlar, annenin yanı sıra bebeği de doğrudan etkiler. Bu yüzden de normal zamanda sorunsuz olarak kullanılabilen ilaçların, gebelik döneminde farklı kullanım tavsiyeleri bulunur. Gebelik döneminde hekim tavsiyesi olmadan hiçbir ilacın kullanılmaması önem taşır. Ancak bilinçsiz bir şekilde zararlı bir ilacı kullanan anne adayları için de olası zararların tespit edilebilmesi için tarama testi yapılması gerekir.
  • Diyabet: Halk arasında şeker hastalığı olarak da bilinen diyabet, kusurlu doğumların yaşanmasına yol açan etkenler arasında yer alır. Ayrıca bu hastalık doğum yoluyla direk bebeğe de geçebilir. Bu yüzden diyabet sorunu yaşayan anne adaylarına da dörtlü test tavsiye edilir.

Bu nedenlere ek olarak, kadın doğum uzmanının dikkatini çeken farklı durumlar da dörtlü tarama testi önerilmesine yol açabilir.

Dörtlü Test Ne Zaman Uygulanır?

Gebelik döneminde uygulanan testlerin ve yapılan tahlillerin isabetli sonuç verebilmesi için, doğru zamanda uygulanması gerekir. Her test için farklı uygulama tarihleri söz konusudur. Dörtlü tarama testi için gebeliğin on beşinci haftası ila yirmi ikinci haftası arası ideal tarih olarak bilinir. Özellikle on altıncı hafta ila on sekizinci hafta arasında yapılacak testlerden doğru sonuç alma ihtimali oldukça yüksektir. Gebeliğin daha erken ya da daha geç haftalarında dörtlü test uygulanması halinde doğru sonuç elde etme ihtimali de azalır.

Dörtlü Test Nasıl Uygulanır?

Gebelikte uygulanan testler hem anne hem de bebek için herhangi bir zorluk teşkil etmez. Dörtlü tarama testinin uygulanması da son derece kolaydır. Bunun için öncelikle anne adayı ultrasona alınır. Burada bebeğin durumu tespit edilir ve çeşitli ölçümler yapılır. Sonrasında da anneden dört farklı kan numunesi alınır ve gereksinim duyulan testler yapılır. Test sonuçları ile ultrason sonuçları karşılaştırılarak bir ihtimal oranı tayin edilir.

Dörtlü Teste İncelenenler

Dörtlü tarama testi ile doğum kusurları ve genetik bozukluklara dair olasılıklar tespit edilir. Bunun için dört farklı değer incelenir. Bu testte incelenen değerler şu şekilde sıralanabilir:

  • Alfa-fetoprotein (AFP): Alfa-fetoprotein ya da kısa adıyla AFP, anne rahminde gelişmekte olan bir bebeğin, yani fetüsün karaciğerinde üretilen bir proteindir. Normal insanlarda da yer alan bu protein, gebelik döneminde genetik kusurların ve doğumsal bozuklukların tespit edilebilmesine olanak tanır. Hamile kadınlarda bu proteinin 10-150 ng/mL düzeyinde olması gerekir. Bunun altında ya da üstünde kalan değerler, farklı anlamlar ifade edebilir.
  • Beta HCG: Halk arasında hamilelik hormonu olarak da bilinen Beta-HCG plasenta vasıtasıyla üretilir. Daha çok gebeliğin varlığının tespit edilmesinde dikkate alınan bu hormon, genetik bozukluklar ile bazı hastalıkların varlığı durumunda yükselişe geçebilir. Bu yüzden de dörtlü tarama testi içerisinde bu hormon da incelenir.
  • Estradiol: Hem fetüs hem de plasenta tarafından üretilen bir östrojen olan estradiol, kadınlarda yumurtalıkların gelişmesinde rol oynayan ve cinsel işlevselliği sağlayan hormon olarak bilinir. Hem yüksekliği hem de düşüklüğü yumurtalıklarda bazı sorunların olduğuna işaret eder.
  • Inhibin-A: Kadınlarda over granulosa hücrelerinde üretilen bir hormon olan inhibin-A hormonu da daha çok yumurtalıklarla alakalıdır. Bununla birlikte gebe kadınlarda down sendromu başta olmak üzere çeşitli gensel bozuklukların görülme ihtimallerinin saptanması için de bu hormon incelenir. Inhibin-A hormon değerinin daha güçlü bir olasılık ortaya koyabilmesi için ultrason sonuçları ile birlikte değerlendirilmesi önerilir.

Dörtlü Test Güvenirliği

Gebelik döneminde yapılan dörtlü tarama testi kesin bir tanı testi değildir ve elde edilen sonuçların kesin tanı olarak değerlendirilmemesi gerekir. Bu test ile yalnızca genetik bozuklukların görülme ihtimali oransal olarak hesaplanır. Hemen her testte olabileceği gibi, bu testte de yanılma payı olabilir. Yapılan incelemelere göre bu test ile down sendromunun doğru tespit edilebilme oranı yüzde 60 civarındadır. Aynı zamanda yüzde beş de hatalı sonuç verme ihtimali mevcuttur. Yaş başta olmak üzere bazı değişkenler, tespit olasılığının düşmesine; buna karşın hata payının artmasına yol açabilir. Down sendromu ve diğer genetik bozukluklar hakkında kesin bilgi sahibi olabilmek için amniyosentez yöntemine başvurulması gerekir. Bu da ancak kadın doğum uzmanı tarafından verilecek bir karar ile olur.

Dörtlü Test Değerlendirmesi

Dörtlü tarama testi sonrasında elde edilen sonuçlar ile testten önce yapılan ultrason görüntüleri bir araya getirilerek olasılık belirlenir. Ancak bu belirleme işlemi yapay zekâ bağlantılı bilgisayarlar tarafından yapılır. Ayrıca elde edilen sonuçlar üzerinden hesaplama yapılırken, farklı etkenler de hesaba katılır. Anne adayının yaşı, kilosu, zararlı alışkanlıkları gibi hormonları etkileme gücü bulunan durumlar da bilgisayar tarafından işin içine katılır. Böylelikle daha yüksek isabetli sonuç elde edilmeye çalışılır. Değerlendirme sonuçlarının doğru çıkması için testin hangi haftada yapıldığı da büyük önem taşır. Zira bu testte incelenen hormonlar, gebeliğin farklı haftalarında farklı düzeylere ulaşır. Tüm etkenler doğru hesaplandığında bile dörtlü tarama testinin kesin bir sonuç ortaya koyduğu söylenemez.

En Sık Görülen Kadın Hastalıkları Nelerdir? En Çok Görülen 5 Kadın Hastalığı

Hastalıklar, insanların hem sağlığını hem de yaşam kalitesini etkileyen durumların başında geliyor. Bu yüzden hastalıkların erken teşhisi ve tedavisi oldukça önemli. Cinsiyet ayrımına bağlı olarak sadece kadınlarda görülen hastalıklar ise kadın hastalıkları olarak değerlendiriliyor.  Özellikle üreme dönemindeki kadınlarda daha sık görülen kadın hastalıkları bazı ciddi hastalıkların belirtisi olmasına rağmen çoğu kadın tarafından göz ardı edilebiliyor. Bazı hastalıklar ise diğer hastalıklara göre daha sık görülebiliyor.

Yazımızda ise en sık görülen kadın hastalıklarından olan vajinal akıntı, adet düzensizlikleri, miyomlar, idrar kaçırma ile kasık ve bel bölgesi ağrıları hakkında kısa bilgiler vermeye çalışacağız.

Vajinal Akıntı

Vajinal akıntı aslında her kadında görülen düzenli ve normal bir durum olarak kabul edilmektedir. Hatta vücudun vajinayı temizlemesi ve koruması için oluşan sağlıklı bir vücut fonksiyonudur. Ancak vajinanın sahibi olduğu bakteri dengesinde meydana gelen değişiklikler salgılanan akıntının da kokusunun, renginin ve kıvamının değişmesine neden olacaktır. Anormal vajinal akıntı olarak değerlendirilen bu akıntıların nedeni ise genellikle oluşan enfeksiyonlardır. Ancak şu durumlarda vajinanın sahip olduğu bakteri dengesini bozabilmektedir;

  • Doğum kontrol hapları,
  • Antibiyotik veya steroid kullanımı,
  • Hamile kadınlarda veya birden fazla cinsel partneri olan kadınlarda sıkça görülen bakteriyel vajinoz,
  • Rahim ağzı kanseri
  • Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan olan klamidya ve belsoğukluğu,
  • Vajina ve çevresini tahriş edebilecek kimyasallar,
  • Pamukçuk mantar türü sebep olduğu gibi oluşan maya enfeksiyonları.

Bütün bu durumlar vajinanın florasını bozarak kokusunu, rengini ve kıvamını etkileyecektir. Vajinal akıntının hangi durumlarda olması gerektiği gibi hangi durumlarda ise tedavi gerektiren bir duruma sahip olduğunu anlamak için ise vajinal akıntı çeşitlerini bilmek gerekir. Vajinal akıntı çeşitleri ise şunlardır;

  • Beyaz renkli akıntı
  • Berrak ve akışkan akıntı
  • Berrak ve Mukus Benzeri Akıntı
  • Kahverengi veya kanlı akıntı
  • Sarı veya yeşil renkli akıntı

Bu akıntı çeşitleri arasında beyaz renkli akıntı, berrak ve akışkan akıntı, berrak ve benzeri akıntı çeşitleri doğal ve normal akıntı çeşidi olarak değerlendirilmektedir. Ancak kahverengi veya kanlı ya da sarı ve yeşil renkli akıntılar anormal vajinal akıntı olarak değerlendirilir. Bu akıntı çeşitleri ciddi hastalıkların belirtilerinden de olabileceği için hiç zaman kaybetmeden bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile görüşmeniz gerekmektedir.

Adet Düzensizlikleri

Üreme dönemine girmiş olan her kadında ortalama 28 günde bir aylık döngüler halinde adet kanaması adı verilen vajinal kanamalar görülür. Kadınların ergenlik döneminde görülen ilk adet kanamasından sonra 12- 18 ay boyunca ve menopoz dönemindeki kadınlar için adet gecikmesi ya da adet düzensizliği gibi durumlar normal kabul edilmektedir. Ancak bu durumlar dışında görülen adet düzensizlikleri vücudun farklı bölgelerinde oluşan problemlerin belirtilerinden biri olabilir. Bu yüzden adet düzensizliği dikkate alınması gereken durumlardan biridir. Normal şartlar altında iki adet kanamasının arasındaki süre 21 ile 35 gün arasında olmalıdır. Bu sürenin uzaması, kısalması ya da adet kanamasının başladıktan sonra normal olmayan bir şekilde kesilmesi adet düzensizliği olarak değerlendirilmektedir. Adet düzensizliğinin oluşmasına neden olan durumlar ise şu şekilde tanımlanmaktadır;

  • Polimenore: İki adet kanaması arasındaki sürenin 21 günden daha az olması.
  • Oligomenore: İki adet kanaması arasındaki sürenin 35 günden fazla olması.
  • Hipermenore: Kanama miktarının normalden fazla olması
  • Hipomenore: Kanama miktarının normalden az olması
  • Metroraji: Adet kanamasının düzensiz aralıklarla oluşması
  • Menometroraji: Düzensiz aralıklarla görülen fazla miktarda kanama
  • Menoraji: Adet süresinin uzaması

Adet düzensizliği olarak tanımlanan bu durumların nedenleri oldukça geniş bir yelpazeye sahip olduğu gibi kişiden kişiye de değişkenlik gösterebilmektedir. Ancak genel olarak bakıldığında en çok görülen nedenlerin başında hormonal değişiklikler gelmektedir. Ayrıca yumurta kistleri, dış gebelik, stres, sigara kullanımı, rahim ve yumurtalık kanseri, diyabet ve depresyon gibi pek çok farklı nedene bağlı olarak da adet düzensizliği görülebilmektedir. Adet düzensizliği her zaman tedavi gerektiren ciddi bir problem olmayacağı gibi ciddi hastalıkların belirtilerinden biri de olabilir. Bu yüzden adet düzensizliği yaşayanların en kısa sürede kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmaları gerekmektedir.

Miyomlar

Miyomlar, doğurganlık çağındaki kadınlarda rahimde görülen anormal dokulardır. Kadın hastalıkları arasında en sık görülen hastalıklar arasında yer alan miyomlar rahmin kas tabakasından dolayı kaynaklanmaktadır. Rahim kas tabakasında anormal düz kas çoğalması ile oluşan miyomlar rahim içerisinde en sık görülen iyi huylu tümördür. Genellikle 30-40 yaş aralığındaki kadınlarda görülen miyomların neden oluştuğu tam olarak bilinmemektedir. Ancak yapılan araştırmalar, östrojen hormonunda yaşanan değişikliklerin ve ailesel yatkınlıkların etkili olduğunu göstermektedir. Menopoz döneminde yaşanan hormon düzeylerindeki azalma ile miyomların boyutlarında da küçülme gözlenmiştir. Miyomların çoğunlukla belirtiye sahip değildir. Ancak bazı vakalara bakıldığında doktora başvurunun en sık nedeni düzensiz, uzun ve şiddetli kanamadır. Ayrıca miyomlar büyük boyutlara ulaştıklarında karında şişlik, hazımsızlık, karın ağrısı ve gaz şikayetlerine neden olabilmektedir. Nadiren de olsa cinsel ilişki sonraya kanamaya da neden olabilirler.

Miyomlar bir tümör çeşidi olduğu için hakkında en çok merak edilen sorulardan biri de kansere dönüşür mü sorusudur. Miyomlar iyi huylu tümörlerdir ve kansere dönüşme riskleri çok düşüktür. Ancak yine de miyomlar mutlaka uzman bir doktor tarafından kontrol edilmesi gereken tümörlerdir. Çünkü büyüme eğiliminde olan ya da aşırı büyüyen miyomlar kısırlığa yok açabilmektedir. Miyom tedavisi ise birçok farklı yönteme sahiptir. Oldukça küçük boyutlarda ve hiçbir belirtisi olmayan miyomların tedavisi gerekmez. Ancak büyüme ihtimaline karşı takip altına alınmalıdır. Tedavi gerektiren miyomlarda ise hastanın yaşı, görülen belirtiler, miyomun boyutu ve yerleşim yeri değerlendirildikten sonra ilaçla veya cerrahi tedavi ile tedavi yöntemine karar verilir.

İdrar Kaçırma

Kadınlarda görülen en sık hastalıklardan biri olan idrar kaçırma pek çok kadının yaşadığı, yaşam kalitesini etkileyen hastalıklardan biridir. Çoğu kadın idrar kaçırma hastalığından dolayı utansa da aslında idrar kaçırma tedavisi olan bir hastalıktır. Kadınlarda idrar kaçırma hastalığı ise tanıyı ve tedaviyi kolaylaştırma adına 4 farklı tipte değerlendirilmektedir. Bunlar;

  1. Stres idrar kaçırma,
  2. Urge idrar kaçırma,
  3. Miks idrar kaçırma,
  4. Taşma idrar kaçırma.

İdrar kaçırma tanısı oldukça kolay olsa da etkili bir tedavi için mutlaka bu konuda uzmanlaşmış bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile görüşülmesi gerekmektedir. İdrar kaçırma hastalığında tedavi yöntemi belirlenirken ise öncelikle idrar kaçırmaya neden olan durum belirlenir. Kadınlarda idrar kaçırmaya neden olabilen durumlardan bazılarını sıralayacak olursak ise;

  • Ailede yatkınlık,
  • Yaş ilerlemesi,
  • Fazla kilolu olmak ve obezite,
  • Hamilelik durumu, doğum yapma ya da zor ve problemli bir doğum,
  • Sık görülen idrar yolu enfeksiyonu.

Bütün bu nedenler idrar kaçırmaya neden olan durumlardan bazılardır, idrar kaçırmaya neden olabilecek başka durumlarda oluşabilir. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı idrar kaçırmaya neden olan durumu değerlendirerek konservatif, ilaçlı ya da cerrahi müdahale ile tedaviye karar vermektedir.

Kasık ve Bel Bölgesi Ağrıları

Kadınlarda en sık görülen hastalıklardan olan kasık ve bel ağrısı, şiddetine göre kadınların günlük hayatlarını ve yaşam kalitelerini etkileyen hastalıklardan biridir. Kasık ve bel ağrılarının birçok nedeni olabilmektedir. Ağrılarınız üreme organlarından kaynaklanabildiği gibi, idrar yolları, sindirim sistemi ya da iskelet sisteminden dolayı da kaynaklanabilir. Bu yüzden kasık ve bel ağrılarında nedeni tam olarak anlayabilmek için ağrıların başlama şekli, süresi, şiddeti ve yayılma alanları da değerlendirilmeye alınır. Kasık ve bel bölgesinde görülen ağrıların birçok kaynağı olabileceği gibi buna bağlı olarak birçok nedeni de olabilmektedir. Üreme organlarında görülen enfeksiyonlar, yumurtalık kistleri, dış gebelik, sindirim sistemi enfeksiyonu gibi birçok nedeni olabilmektedir. Bu yüzden kasık ve bel bölgesinde görülen ağrıların tedavileri genellikle nedenlere yöneliktir. Öncelikle hastanın yaşadığı kasık ve bel bölgesinde yaşadığı ağrının nedeni tespit edilir ve değerlendirilmeye alınır. Bu değerlendirme sonucunda hastaya uygun olan tedavi yöntemine karar verilir.

Sizin için hazırladığımız yazımızda en sık görülen kadın hastalıkları nelerdir sorusu ile en çok görülen 5 kadın hastalığı olan vajinal akıntı, adet düzensizlikleri, miyomlar, idrar kaçırma ile kasık ve bel bölgesi ağrıları hakkında da bilgiler vermeye çalıştık. Umarız faydalı bir yazı olmuştur. En çok görülen 5 kadın hastalığı ile ilgili daha fazla bilgi almak ya da randevu alarak muayene olabilmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.